Kadınlar: "Mecliste Özgürlük Yasaları Çıksın İstiyoruz"
Kadınlar: "Mecliste Özgürlük Yasaları Çıksın İstiyoruz"
Gültan Kışanak, "Meclis’in sorumluluk alması, bir an önce silahların devreden çıkması için gereken yasal düzenlemeleri yapması gerekiyor" dedi.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin çağrısıyla Ankara’da buluşan kadınlar, Güvenpark’tan Meclis’e yürümek istedi. ‘Barış’ talebiyle birçok kentten Ankara’ya gelen kadınlar, polis parkta polis engeliyle karşılaştı.
Ardından Meclis'in Çankaya kapısından Meclis Parkı’na yürüyen kadınlar, ‘Kayyumlar geri çekilsin siyaset suç olmaktan çıksın’ ve ‘Kadınlar barış görüşmelerinde temsil edilsin’ yazılı pankart açtı.
" Özgürlük yasaları çıksın istiyoruz"
Burada konuşan TJA üyesi Gültan Kışanak, Meclis’teki her bir kadın milletvekiline seslenerek, genç kadınlar ve evladını yitirmiş anneler ile Meclis’e geldiklerini belirtti.
Kadın siyasetçileri yüreğinin ve vicdanlarının sesini dinlemeye davet eden Kışanak, "Bu ülkede barış halayları kurmak istiyoruz. Yan yana eşit ve kardeşçe yaşayabiliriz. Bunun imkanlarını yasalarla açığa çıkarma sorumluluğu da Meclis'tedir. Hepimizi, anaları temsil eden Meclis’in sorumluluk alması, bir an önce silahların devreden çıkması için gereken yasal düzenlemeleri yapması gerekiyor. Bu yasal düzenlemeler hepimize özgürlük alanı açacaktır. Özgürlük yasaları çıksın istiyoruz" çağrısını yaptı.
"Her gün yeni operasyon"
Mezopotamya Ajansı'nın aktardığına göre kadınlar, Meclis Parkı’nda basın açıklamalarını Türkçe ve Kürtçe dillerinde yaptı. Açıklamayı okuyan Barışa İhtiyacım Var İnisiyatifi Üyesi Feride Eralp, Kürt sorununda ‘tekçi’ ve ‘güvenlikçi’ anlayışın terk edilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:
“Bir halkın varlığını ve her türlü itirazı ‘terör’ olarak tarifleyen anlayışın terk edilip, demokratik, eşitlikçi bir çözüm geliştirilmesi odağında ele alıyoruz. Her gün, yeni operasyonlara, gözaltılara, belediyelerin fethedilecek cephe ilan edilmesine, sokakların ve var oluşların yasak edilmesine, Onur Yürüyüşleri’ne katılma ihtimali dahi olanların tutuklanmasına, Beyoğlu’nun ortasında polisin gözü önünde bina basan cihatçıların değil de onlara tepki gösterenin cezalandırılmasına, halka, köylüye, doğaya, işçiye düşman yasaların torbaya doldurulup geçirilmesine uyanıyoruz.”
Kadınlar 3 talebini açıkladı
Feride Eralp, Kürt sorununun barış içinde demokratik ve eşitlikçi çözümü için kadınların 3 talebini sıraladı:
“Bu taleplerin karşılanması bir lütuf değil, demokratik bir zorunluluktur. Bugün Türkiye’de suçu iktidarın çıkarı ekseninde tanımlayan bir hukuk düzeni var. Bu, gerçek bir hukuk düzeni değil; siyasi sadakate göre işleyen bir ceza rejimi. Bu koşullar altında barışı konuşmak, barışı istemek ve çaba göstermek bile bugün değilse yarın suç olabilir. Çünkü dün barış için mücadele eden arkadaşlarımız bugün cezaevinde ya da yargılanıyor. ‘Savaş son bulsun’ demek, hatta 'savaş' demek bile iktidarın o anki yaklaşımına bağlı olarak ‘terör propagandası’ sayılabiliyor.
"Sınır ötesi operasyonlar durmalı"
Bugün PKK kendini feshettiğini ve silah bıraktığını açıkladı. Hatta önümüzdeki günlerde bir grubun törenle silah bırakması için hazırlık yapıldığını basından okuyoruz. Ancak sınır ötesi operasyonlar durmadı, durmuyor. PKK bu nedenle ateşkes halinde olmasına rağmen kayıplar verdiğini defalarca açıkladı. Sınırın öte yanında savaş politikasını sürdürmenin ağır bir sonucu daha dün ve önceki gün 12 askerin metan gazı zehirlenmesi sonucu Kürdistan Bölgesel Yönetimi topraklarında hayatını kaybetmesi oldu. Bu ölümlerin sindirilebilir, kabullenilebilir bir yanı yok. Bu ve benzeri sınır ötesi operasyonlar kanın durması için artık hiçbir cenazenin gelmemesi, kimsenin dostunun, evladının, sevdiğinin, yasını tutmaması için bir an önce durmalı.
"Barışı savaş koşullarında inşa edemezsiniz"
Açıkça söylüyoruz; barışı savaş koşullarında, savaş diliyle, savaş araçlarıyla inşa edemezsiniz. Bu barış değil, barışı savaş için araçsallaştırmak olur. 10 yıl önceki çözüm süreci sırasında da bir yandan müzakere masası kurulmuşken diğer yandan kalekollar inşa edildi, sınır illerine ağır askeri sevkiyatlar yapıldı. Bu nedenle kadınlar, çocuklarıyla birlikte mahallelerinde, evlerinin önünde ağır silahlı askerlerle yaşamak zorunda bırakıldı. Yalnızca kamusal alanda değil, evlerinin içinde dahi sürekli gözetim altında kaldılar. Mahremiyet, özgürlük ve güvenlik tamamen ortadan kalktı.
Tam da bunun sonucunda üniformalarından, devletin otoritesinden güç alan özel harekatçıların, uzman çavuşların, korucuların, bekçilerin genç kadınlara, kız çocuklarına tacizleri, cinsel şiddeti veya cinsel şiddet tehdidi, bunun sonucunda yaşanan intiharlar arttı. LGBTİ+lar için sokaklar iyice güvensiz hale geldi. Bugün Şırnak’ta bir uzman çavuşun çocuklara yönelik cinsel istismarını konuşuyorsak, bu bir tesadüf değil.
"Terörle mücadele kanunu kaldırılmalı"
Kadınlar olarak çok iyi biliyoruz; kayyum sadece bir idari müdahale değildir. Kadınların yıllarca mücadele ederek kurduğu sığınaklar, danışma merkezleri, eşitlik birimleri, kadın kooperatifleri ve daha birçok hayati yapı, bir gecede kayyumlar tarafından kapatıldı ya da işlevsizleştirildi. Eşbaşkanlık sistemi ortadan kaldırılarak, kadınların siyasete katılımı sistematik biçimde yok sayıldı ve engellendi. Üstelik tüm bunlar ‘terör’ gerekçesiyle, muğlak ve keyfi suçlamalarla yapıldı. Sanki kadınların eşitlik mücadelesi, şiddete karşı dayanışması, kendi kentini yönetme iradesi, eşbaşkan olabilmesi bir güvenlik tehdidiymiş gibi. Şimdi baskı ve tehdit arttıkça CHP belediyelerinde de örneğin, en önce ‘toplumsal cinsiyet eşitliğini’ savunmak, buna yönelik politika ve hizmet üretmek zorlaşıyor. Bu nedenle Terörle Mücadele Kanunu kaldırılmalıdır."
"Meclis acilen görev almalı"
Eralp, şu çağrıyla konuşmasını tamamladı:
“Bu üç talep yalnızca barışa barış isteyen kadınların talepleri değil. Türk Ceza Kanunu’ndaki kadın düşmanı uygulamaları, LGBTİ+ların yaşam hakkına ve bunun üzerinden siyaseti dizayn etme çabasını, üniformalıların cinsel şiddetini, yargının bağımsız olmamasını, eğitimdeki eşitsizliği, zorla yerinden edilmeleri, köy boşaltmalarını, kayıpları ve kayıp yakınlarını, KHK’larla yaratılan güvencesizliği, yoksulluğu, adaletsiz bütçeyi, ekolojik yıkımı kabul etmiyoruz.
Feministler, Kürt kadın hareketi, kadın örgütleri ve kadın hareketinin farklı bileşenleri olarak, ‘barışa ihtiyacım var’ diyen kadınlar olarak bugün Meclis’in önünden hem Meclis’e hem kamuoyuna bir kez daha sesleniyoruz; Meclis acilen barışın hukuki zeminini oluşturmak için görev almalı. Bunu hep birlikte talep etmeliyiz.
"Barış için siyaset suç olmaktan çıkmalı"
Barış için siyaset suç olmaktan çıkmalı, siyasi tutsaklar özgür kalmalı, kayyumlar ve buna imkan veren KHK geri çekilmeli, sınır ötesi operasyonlar durmalı. Bunlar için hemen bugün harekete geçilmeli. Silahlar susarken militarizmin, şiddetin, eşitsizliğin sürdüğü özgürlüklerin yok edildiği bir ‘barış‘ı kabul etmiyoruz. Kürt halkının da, kadınların da, köylülerin de, işçilerin, emekçilerin, LGBTİ+ların, Alevilerin de, tüm ezilen kesimlerin eşit olduğu, hukukun bir avuç imtiyaz sahibi için değil hepimiz için işlediği, sahici, kalıcı ve toplumsal bir barış istiyoruz.”
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.